KONUYU OKU
19. İBADETLER
Namaz
Camilerin Ve Külliyelerin Önemi

CAMİLERİN VE KÜLLİYELERİN ÖNEMİ

 

Tevbe 17 / 188- Müşrikler kendi inkârlarına kendileri şahit olup dururlarken Allah'ın mescitlerini imar etmeleri mümkün değildir. Onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir ve onlar ateş içinde ebedi olarak kalacaklardır. 18) Allah'ın mescitlerini, ancak Allah'a ve ahiret gününe inanan, namazı kılan, zekâtı veren ve Allan’dan başkasından korkmayan kimseler imar ederler. İşte hidayet üzere oldukları umulanlar bunlardır.

 

Dikkat edersek gayri müslümlerin cami imarı mümkün değildir. Fakat Allah’a ve Ahiret’e inanan cesur, namazlı, zekâtlı ve hidayet üzere bulunan mü’minler;

a) Cami yaptırarak,

b) Cami hizmetlerini yürüterek,

c) Onararak,

d) Şenlendirerek imarını sürdürürler.

     

Camiler Beytullah’ ın birer şubeleri ve eşitlik mekânlarıdır. Bu nedenle camiler ne kadar büyük ve cemaat ne kadar kalabalık olursa o kadar misafiri var demektir ki manevi sekinet veya huzur o kadar büyük olur. 

 

Zira ormanların yağmuru çekmesi gibi birleşen gönüller ve dualarda Allah ın rahmetini çeker.

     

Camiler müslümanların;

      1) Toplanıp tanıştıkları, 

      2) Namaz kıldıkları,

      3) Meselelerini görüştükleri,

      4) Her türlü iyilik kapılarının açıldığı,

      5) Eğitim ve nasihatlerin yapıldığı,

      6) Cemaatleşmenin ve yardımlaşmanın temellerinin atıldığı,

      7) Ahiret için bir yatırım yeri ve ahiret dostlarının da belirlenme yeridir.

      8) Sürekli hutbe ve vaazlarla fert ve toplum olarak bir kimlik ve kişilik kazanma yeri yani ümmetin bir nevi üniversiteleridir.

      9) İmanlı bir akıl, hayâ ve camiler İslam ülkelerinin tapusu ve bölgenin İslam diyarı olduğunun göstergesi,

      10) Ayrıca gelecek nesillerin güvencesidir.

 

Sonuç olarak camiler başta Kâbe olmak üzere İslami şehirlerin oluşmasına, İslami şehirler de İslam medeniyetinin doğmasına etki etmişlerdir. Bu nedenle camiler;

      a) Gerçek görevini yaptıkça ve sayıları çoğaldıkça kültürleşme, kaynaşma, aynı acı ve mutlulukları paylaşan cemaatleşme ve yardımlaşma olacak, hizmet de o kadar yayılacaktır. Yoksa minareli halk evi olmaktan ileri gitmeyecektir ve ruhsuz bedene dönecektir.

      b) Eğer mü’minlere ve camilere sahip çıkılmaz, ehli olmayanlara terk edilirse ve görevinin dışında yabancı ideolojilere alet edilirse Asr- ı Saadette müslümanları bölmek için yapılan Dırar Mescidini çağrıştıracağı, bunun da bir zulüm olacağı bilinmelidir.

      c) Toplumu onarmak ve birliğini korumak için her caminin cemaatin sorularını cevaplayacak, meraklarını giderecek bir âlimi veya vaizi, cemaatini kapı kapı dolaşarak ziyaret eden, onlarla kaynaşan ve namaz kıldıran bir imamı ve ezanı güzel okuyan bir müezzini olmalıdır.

      d) Hz. Peygambere özenmeyen imam da hakkı içine sindirmeyen cemaati de ibadetten zevk alamazlar.

      e) Merkezi sistem ile yapılan bir vaaz hem dinleyicilerdeki ilgiyi azaltmakta hem de yeni âlim yetişmesini engellemekte ve böylece toplumda bir boşluk oluşturmaktadır. Cemaatteki bu boşluğu hiç olmazsa görsel ve işitsel yayınlarla gidermelidir. Yoksa bu boşluğu ne acı ki lüzumsuz konuşmacılar ve misyonerler doldurmaktadır.

      f) Bu saldırılara karşı İslam kültür ve medeniyetinin daha etkili olması için camilerde imkân dâhilinde;

                  1) Misafirhane, talebe yurdu, yanında çarşısı,

                  2) Kütüphane, internet, okuma, konferans ve düğün gibi etkinliklere cevap verecek salon,

                  3) Sağlık ünitesi,

                  4) Cemaatten her birinin adresi, telefonu ve kan grup listesi,

                  5) Yardım üniteleri,

                  6) Yemekhane,

                  7) Gasilhane ve hamam,

                  8) Hatim, dua, irşat ve ziyaret ekibi,

                  9) Her hafta sonu konferans ve kahvaltı etkinliği,

                  10) Acil olaylarda yardım ekibi ve araçları bulundurulmalıdır.